banner

Almanya’da bit pazarı kültürü-2

Din görevlisi Adem Mucuk, Almanya’da çok yaygın olan bit pazarı (Flohmarkt) ile ikinci yazısını Almanya’dan Haberler okuyucuları için kaleme aldı. Değerli Dostlar, Bu hafta sonu yine Flohmarkt’tan (2.el bit pazarından)..

Almanya’da bit pazarı kültürü-2
Yayınlanma: Güncelleme: 318 views

Din görevlisi Adem Mucuk, Almanya’da çok yaygın olan bit pazarı (Flohmarkt) ile ikinci yazısını Almanya’dan Haberler okuyucuları için kaleme aldı.

Değerli Dostlar,

Bu hafta sonu yine Flohmarkt’tan (2.el bit pazarından) izlenimlerime devam ediyorum.

Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlayan bu etkinliklerden geçen hafta gözlemlerimi ve çıkarımlarımı sunmuştum. Bu hafta da gittiğim başka bir yerden gördüklerimden aklıma düşenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

1-Her bir eşya/obje bir yaşanmışlık ve hatıra demek ve bir eşyada kaç tane el değiştirdiyse o kadar anı demek. Eşyaları anlamlı kılan da bu değil mi zaten? Elime aldığım veya gördüğüm her eşyada bir hatıra gizli. Allah bilir kimlerin hayatına ne kattı veya hayatından neler götürdü bizim gördüğümüz veya sahiplendiğimiz eşyalar? Mesela aldığım yıpranmış ve oldukça eski olan bir bıçağın veya başka bir aletin kimlerin elinde ne hatıralarla intikal ettiğini bilmiyorum.

2-Bazı eşyaların zamanında kimlerin hayatında ne büyük yer edindiğini, kimlere statü ve prestij kattığını ama şimdi sahipsiz kalınca hiçbir şey ifade etmediğini gördüm. Mesela fotoğraftaki apoletli askerî veya sivil şapkaların zamanında kimlerin kafasında durunca onlara ne imkanlar sağladığını ne acılara şahitlik ettiğini bilmiyoruz. Anladım ki her nesne, obje kalıcı olabiliyor ama ona sahip olduğunu zanneden insan/lar gelip geçiyor. Hiç kimse sırtındaki elbiseyle, üniformayla, kafasındaki şapkayla, eşya ile değer kazanmıyormuş demek ki. Kişiyi değerli kılan sahip olduğunu zannettiklerinin değil; onlarla insanlığa ne kattığıdır. Eşya insanı değil; insan eşyayı iyi, güzel ve hayırda kullanırsa anlamlı ve değerli olur.

3-Bu hafta dikkatimi çeken bir husus da satıcıların çoğunun göçmenler (Suriye, Afgan veya Bulgar kökenli) olmasıydı. Yurdundan ayrılıp başka bir ülkede yurt tutanların o ülkeye adaptasyonu ve entegrasyonu sağlaması ve aktif olarak orada var olma çabası vermesiydi. Kaldı ki, bu hiç yadırganmayan, dışlanılmayan, öteki görülmeyen güzel bir gelişme…

4-Bazı standlarda bize ait bazı eşyaları görmek de güzeldi. Mesela Hacivat-Karagöz perde oyununda kullanılan malzemeleri görmek beni şaşırttı açıkçası. Demek ki bu pazarlar vesilesiyle kültürel kaynaşımlar da olabiliyor. Kimin ilgisini çeker, kim alır bilmem ama…??  Yine eskiden anamın yufkaların altına koyduğu yuvarlak, kamıştan örme yufka altlığını görünce çocukluğuma gittim açıkçası. Belki Almanlar da bu altlığı farklı amaçlar için kullanıyor olabilirler.

GENÇLERİMİZ HAYATIN İÇİNE AKTİF KATILMALI

5-Bazı standlarda satıcıların öğrenci gençlerden olduğunu görünce hoşuma gitti. Birçok gencin anne babasının kazandığından hazır yiyici (!) olduğunu bildiğim ve gördüğüm için bu gençlerin ya kendi kullanıp artık ihtiyaç hissetmediği veya başka yerlerden toplayıp kendi kazançlarını elde etmeye çalışması takdir edilmesi gereken bir güzellik. Acaba bunu gurur vesilesi veya onur meselesi yapan kaç genç yapabilir? Tanıdığım birçok genç eminim ki bu cesareti ve girişimciliği çok zor yapar; çünkü hayatın zorluklarıyla hiç karşılaşmamış, emek, kazanç, alın teri gibi hayatı anlamlı kılan çabaların içine hiç sokulmamış, bir dediği iki edilmemiş, pasif, hep tüketici haline getirilmiş ailesi tarafından. Bence çocuklarımızın hayatın içine aktif olarak katılması sağlanmalı, çocuklarımıza yapacağımız en güzel iyilik bu olacaktır. Biz yokken de kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğretebilmeliyiz (Bu konuda Acar Baltaş hocamızın videolarını tavsiye ederim.).

EN UCUZ STANDLAR, KİTAP STANDLARI

6-Beni en çok etkileyenlerden birisi de kitap standları oldu. Bu standlar pazarın en ucuz standları! Fotoğraflarda da görüleceği gibi 1 Euro’ya kitaplar satılıyor ve güzel ilgilerin olduğunu gördüm. Okuyan bir milletin anlayışının, gelişmişliğinin, düzenli ve kurallı bir hayatın işleyişinin nerden geldiğini görüyorsunuz. Almanya’nın birçok sokağında içine okunması için bedava kitapların konduğu kitap kulübeleri gördüm ve imrendim. Pazarların da bile kitaba rağbet gösteren ve okuyan bir millet tabii ki dünyanın gelişmiş milletleri arasında olur.

7-Beni geçmişe götüren nostaljik standlardan birisi de kasetlerin olduğu bölümdü. Demek ki hâla kasetçalar kullanan kimseler var. Şimdiki neslin bilmediği bir şey… Almanlar’ın okumayla beraber ilgi duydukları bir alan da müzik Bu standlarda da hem eski kaset ve CD’ler hem de taş plaklar ilgilisi tarafından yoğun ilgi görüyor. Hem bugünün içinde hem de geçmişin bağından kopmadan kültürü yaşa/t/maya devam ediyorlar.

Bu hafta da gördüğüm ve zihnime düşenler bunlardı. Yorumlarınızda katkı ve eleştirilerinizi bekliyorum dostlar…

Selâmetle

Adem Mucuk

banner

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.